gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2014 Pazartesi

HAFTA SONU KAHVALTILARI + KIYIKÖY


 Cumartesi günü cennet gibi bir yerde kahvaltı yaptık. Kıyıköy'de.Yolları çok virajlı ve ulaşımı biraz uzun ama mutlaka gidip görmeniz gereken mekanlardan biri.
Çorlu'dan Kıyıköy'e varmamız 1 buçuk saate yakın sürdü.E haliyle açlık tavan yaptı.Organik köy kahvaltı masamızın fotoğraflarını çekmeyi unuttum :) Bir daha ki sefere inşallah. Şimdilik sizi muhteşem manzarayla baş başa bırakıyorum.


Ertesi gün evimizde çok güzel bir kahvaltı yaptık. Dönüş yolunda mutlaka Bahçeköy'den manda yoğurdu ve kaymağı alın.Tadına doyamadık :)


5 Nisan 2014 Cumartesi

BU ARALAR BİZ...


Merhaba
Biz bu aralar havaların güzel gitmesini fırsat bilip bol bol gezdik. Yakın yerler olduğu için Silivri ve Tekirdağ ilk tercihlerimiz oluyor.

Bu taraflarda oturanlar Trakpet'i bilir.Siz de tatile giderken Tekirdağ'dan geçenlerdenseniz yol üzerinde görebilirsiniz Trakpet'i.Yemeklerini deme fırsatım olmadı ama kahvaltısını beğendik.


Açık büfesi gayet çeşitli ve güzel.Ama sanırım yazın sebze meyvenin bollaşmasıyla daha da güzel olacak.Fiyatı ise 25 Tl





Tekirdağ'a gidip de oğlumla bu senenin ilk deniz pozunu vermeden olmazdı.Şansımıza hava da deniz de çok güzeldi.


Pazar günü olduğu için rahat giysiler seçtik ailecek
Üst :Koton
Pantolon: Benetton
Gözlük : Vogue
Ayakkabı: Gucci

Giray'ın kombininde ise tüm parçalar Kanz ayakkabılar Puma


Dönüşte arkadaşımızın tavsiyesi olan İki Kardeşler Restorana uğradık.Her çeşit eti ve köfteyi bulabilirsiniz.Yemekleri lezzetli.Ancak bebekle gidecekseniz menülerinde çorba yok.Ona göre hazırlık gidin :) Garsonları her durumda yardımcı olmaya çalışıyorlar.Memnun kaldığımız mekanlardan biri.

5 Şubat 2014 Çarşamba

PARİS-2

(Daha önceki Paris yazım burada)

Paris'te en çok merak ettiğim ikinci yer Louvre Müzesi idi.Gerçi zaman sıkıntısından dolayı çok detaylı gezemedik ama en çok görmek istediğim eser olan Mona Lisa'yı görebildim.
Müze tahminimden çok daha büyükmüş.İçi de çeşitli katlara ve koridorlara ayrılmış.Dönemlere göre eserler farklı bölümlerde bulunuyor.



Bulunması en kolay eser Mona Lisa tabi ki. Neredeyse bütün müzede oklarla tablonun yeri gösteriliyor.Yani bulmak kolay ama görmek pek kolay olmayabilir.Önü her zaman çok kalabalık oluyormuş zaten.Aralardan sıkışıp bir kaç poz çekebildik bizde. 
Giriş ücretli ve 10 eoro civarıydı.

Ve Da Vinci Şifresi'nde de sık sık konusu geçen piramit. Hem üstte hem altta birer tane bulunuyor.Aslında üst tarafta küçük bir piramit daha var müzenin bahçesinde.


Bu da gece dışarıdan görünüşü 


Tahmin etmediğim bir şey ise müzenin alt katındaki mağazalar oldu.Kozmetikten teknolojiye bir çok mağaza var müzenin alt katında. Bizi ilgilendiren Apple mağazası oldu.Ve o zaman 4s yeni çıkmıştı.Türkiye'dekinden çok daha uygun bir fiyata birer hediye almıştık kocamla kendimize :)


En sevdiğim pozlarımızdan biri de bu. Paris'te aşk başkadır adlı eserimiz :)



29 Ocak 2014 Çarşamba

PARİS-1

Tam 2 yıl önce bu günlerde Paris'teydik.
Hala rüya gibi geliyor.Ama gittik gördük geldik.Üzerinden 2 yıl geçti bile.
Şimdi gezdiğim yerleri gördüklerimi paylaşma zamanı.Ama bir yazıya sığmayınca bölümlere ayırdım.
İlk bölüm en çok merak ettiğim yer olan Eyfel Kulesi(La Tour Eiffel)

Evet gündüzse ve içine girip baktıysanız pek çekici değil kabul ediyorum :) Zaten  Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları için düzenlenen Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiş.Ve daha sonra yıkılması bile gündeme gelmiş ama yıkılmadan bu güne kadar gelmiş.

Giriş için biraz sıra beklemeniz gerekebilir.Giriş ücreti 12 euro civarıydı sanırım.Merdiven kullanmak ya da asansöre binmek isterseniz fiyat değişiyor.




Yapılış amacıyla alakası yok ama romantik bir havası var gerçekten.Ya da yıllardır bize öyle sunulduğu için de olabilir :) Etkilenmemek mümkün değil.

 

Ama en güzel hali hava kararınca ortaya çıktı.Yıl başı akşamları yapılan ışık gösterisinin biraz daha sadesi her gece tekrarlanıyormuş.Biz de ilk akşamımızda tur rehberimiz sayesinde en güzel yerden bu şovu izledik.

Romantik pozumuzu da verdik :)


Veee işte aşk şehrinin en parlak anı.Gece daha bir güzel Eyfel




9 Eylül 2013 Pazartesi

BİZ BU HAFTA SONU #6: OLİMPOS AT ÇİFTLİĞİNDE KAHVALTI


1 Eylül öğretmenler için iş başı demek.Yeni bir yıla daha başlıyoruz.Hem moral olsun hem yeni gelen öğretmen arkadaşlarımızla tanışıp kaynaşalım diye hafta sonu kahvaltıya gittik.
Gittiğimiz mekan bizim için ayrıca önemliydi.Çünkü düğün fotoğraflarımız burada çekilmişti :) O günden sonra yani 3 yıl sonra bu sefer oğlumuzla birlikte gittik kahvaltıya.
Kahvaltıdan da mekandan da gayet memnun ayrıldık. Kahvaltınızı yaptıktan sonra çocuklarınızla oynayabileceğiniz küçük bir kum havuzu, salıncağı, kaydırağı ve çeşitli oyuncakların olduğu bir masası mevcut.(Fotoğrafını çekmeyi unutmuşum)
Bizim çoluk çocukla işimiz yok diyorsanız ya hamakta sallanacaksınız ve uyuyacaksınız.Ya da hayatınıza biraz renk getirip ata binebilirsiniz.Ben korktum ama binen arkadaşlar oldu ve gayette rahat gözüküyorlardı.
Fiyatları da uygundu bence.Gördüğünüz kahvaltı tabağı 14 Tl.Ata binmek için 10 Tl ödüyorsunuz.Kalabalık bir grup olarak gitmemize rağmen servisi hızlıydı.Çalışanlar güler yüzlü.Tek sorun bir türlü kurtulamadığımız arılar oldu.Gitmeye niyetiniz varsa ve bebeğiniz varsa dikkatli olun.
Şimdi sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum :)










17 Mayıs 2013 Cuma

MASAL KENT BRUGGE


Benelüx-Paris gezimizin bir ayağı da Brugge (Brüj diye okunuyormuş) idi.Gitmeden önce biraz araştırma yapmıştım zaten nasıl bir yerdir nesi meşhurdur şeklinde.Ve hemen her sitede masal kent olarak anlatılıyordu.Giden herkes çok beğenince bende heyecanlandım tabi ki gitmeden ve daha ilk dakika da neden masal kent dediklerini ve neden herkesin çok beğendiğini anladım :)

Eski zamanları anlatan bir kitap okuduğunuzda ya da bir hikaye dinlediğinizde hayalinizde canlandırdığınız yer Brugge imiş :) Sanki sene 2012 değildi de 1500 ler falan gibiydi.Evler, eski kaleler, sokaklar ... her biri ayrı güzeldi gerçekten.

Kelimelerle anlatmak zor tabi ki belki fotoğraflar biraz daha açıklayıcı olur




Evlerin sokakların güzelliğinin şokunu atlatamadım başka bir sürprizle karşılaştık.İlk göz ağrımız çikolata :) Tamam Belçika'dayız ama bu kadarı da şaşırtıyor insanı :)





Şaşkınlık ve beğeniyle baya bir gezdikten sonra mola vermeye karar verdik.Belçika'nın waffle ı da meşhur bildiğiniz gibi.Bir waffle kahve molasından sonra tekrar düştük yollara.


Bu geziden çıkardığımız en büyük sonuç paket paket çikolata almak oldu.Sağım-solum önüm arkam çikolata olunca dayanamıyorsunuz doğal olarak.Ama gelince neden daha çok almadık keşke biraz daha alsaydık dedik :)


Bol çikolatalı masallı Brugge gezimizde böylece bitti ama tadı damağımızda kaldı :)

3 Mayıs 2013 Cuma

VOLENDAM

Marken'den sonra durağımız Volendam.Burası da başka bir köy(?)  aslında.İlk uğradığımız yer bir peynir fabrikası oldu.Bizdeki beyaz peynir kültürü onlarda yok tabi ki ama çeşit çeşit peynirleri var onların da.
Altta ki fotoğrafta gördükleriniz peynir topları.Baharatlı, baharatsız,isli,otlu,keçi,inek gibi bin bir çeşit peynir üretiyorlar.


Büyük toplardan almak istemezseniz daha küçük boylarda ve ister tek ister paket halinde karışık peynirlerden alıp Türkiye'ye getirebiliyorsunuz.Biz karışık olan paketten aldık ve nerdeyse 6-7 ay peynir yedik :) Buzdolabında bozulmadan 1 sene buzlukta ise çok daha uzun süre saklanabiliyormuş zaten.
Peynirlerde ki kalsiyum oranı sanırım biraz fazla ki Hollandalıların boyu bu kadar uzun
 oluyor :) Gezerken hem sarı renklerinden hem boylarından hemen anlaşılıyor kim Hollandalı kim değil.

Volendam'a vardığımızda bizi kar sürprizi bekliyordu. Dışarıda bir tur attıktan sonra hediyelik eşya satan dükkanlarda biraz zaman geçirdik.



Fotoğraflar çektik.


Veee vakit yemek vakti.Ben pek deniz ürünleri hayranı biri değilimdir ama orada ki gibi ne yengeç ne karides yedim buralarda.Tadı damağımda kaldı resmen.Bir daha gitmek yemek lazım :)


Güzel bir gün böylece geçti.Gezdik gördük peynirimizi aldık yemeğimizi yedik ve karlar içinde hatıra fotoğrafımızı çektirip Amsterdam'a doğru yola çıktık.
(Sağ taraf kar gibi gözükse de aslında donmuş karla kaplı deniz :) )


24 Nisan 2013 Çarşamba

MARKEN

Merhaba yine bir gezi yazısı ile karşınızdayım.2012 ocak ayında Benelüx-Paris olarak adlandırılan bir gezi turuna katıldık.
Öncelikle Benelüx ne demek onu açıklayayım. Benelüx 3 ülkenin isimlerinden oluşturulmuş uyduruk bir isim.Belçika Hollanda(Nederland) ve Lüksemburg.  
Mevsim olarak hem çok güzel hem çok yanlış bir zamanda gitmişiz.Kar buz manzarası olarak doğa güzellikleri olarak harika bir zamanlamaydı fakat havanın bu kadar soğuk olabileceğini tahmin bile edemezdim :) 
Gezimizin ikinci ülkesi Hollanda oldu.Amsterdam'da  geçirdiğimiz günlerde yakın köylere olan gezilere katıldık.Marken de o köylerden biri.Köy dediğime bakmayın :) gerek temizliği düzeni gerekse gelişmişliğiyle bir çok ilden daha güzel yerler gördük.
Yaşayacakları kara parçası bile yokken denize ağaç kütükleri dikerek kendilerine ne kadar muhteşem bir ülke yaptıklarını gördük.Ve bizim elimizde bu kadar imkan olanak güzellik varken neden kullanmadığımıza bir kere daha üzüldük açıkçası. 

Evlerin düzenine güzelliğine hayran olduk




Küçücük köyde küçücük liman bile vardı. Tabi bütün sular gibi orası da donmuştu :)


Evler masallardan fırlamış gibiydi.Hayran hayran gezdik küçük köyü



Havanın ne kadar soğuk olduğunu donan denizden tahmin edebilirsiniz sanırım :)


Ve Hollanda'nın simgesi yel değirmenleri


27 Mart 2013 Çarşamba

POMPEİ

Pompei de İtalya'da en çok merak ettiğimiz yerlerden biriydi.5 günlük Roma gezimize Pompei'yi de sıkıştırıp turumuzu tamaladık :) 

Roma'dan hızlı tren kullanarak Napoli'ye geçebilirsiniz.Tabi bunun dışında otobüsle ya da araba kiralayarak da gidebilirsiniz ancak süre açısından en mantıklısı hızlı tren bence.Zaten yetişebilmek için en erken trene binmeniz lazım o da fiyat açısından gayet uyguna gelecektir.

Napoli'ye ulaştıktan sonra aynı terminalde Pompei yönüne giden trene binmek gerekiyor.
Pompei şehir dışında bir bölgede
.Efes harabelerini gördüyseniz hemen hemen benzer özelliklerde.Çoğu bölge gezilip görülebiliyor.Bazı bölgelerde restorasyon devam ediyor.


Pompei denilince akla ilk gelen şeylerden birincisi yanardağ patladığı sırada, olduğu gibi taşlaşan insanlardır herhalde. Aslında sadece insanların değil hayvanlarında heykelleri varmış.Bu kısımda tüyleriniz biraz ürperiyor ama çabuk atlatıp gezmeye devam ediyoruz :)












Biz ağustos sıcağında gidip haşlandığımız için size önerim bahar aylarını tercih etmeniz.Çok büyük ve açıklık bir alan olduğu için gezerken çok zorlanabilirsiniz.Ayrıca kalıntıların içinde su satan bakkal bulamayacağınız için de hazırlıklı girin derim ben :)

Alttaki yanardağ da bu kenti meşhur eden insanları taşlaştıran ünlü Vezüv Yanardağı.Gördüğünüz gibi tepesi diğer dağlar sivri değil.Patlamadan sonra daha küt bir halde kalmış.




Ve ilginç bir yer daha.Şehri gezdikten sonra çıkmaya çalışırken bulduğumuz eskiden ve şimdi de bahçe olarak kullanılan bölge.Bu bahçelerde üzüm bağları bulunuyor ve şarap üretimi hala devam ediyormuş.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...